Enver Ethemer

Bedenlerimiz

Hep aynıydı doğuştan biyolojik görüntüler

Ama

Aynı bedenlerin farklı aşklara, sevgiye, farklı bir yaşam alanına izin yoktu

Hapsedilmiş, prangalarda, bastırılmış bedenler

Ancak onlar gibi olabilirsek yaşayabilirdi bedenlerimiz bütünlüğü

Toplumsal cinsiyet örüntüsü olarak erkeklik, toplumsal cinsiyet stereotipilerinin sağlam yapısı içinde önemli bir olgudur. Erkekliğin yaşanış ve algılanış şekilleri farklılık göstermektedir ve bu bağlamda farklı erkeklik örüntülerinin söz konusu olduğu ifade edilebilir. Söz konusu bu farklı erkeklik örüntüleri içinde hakim olan, kendini toplumsal cinsiyetin hiyerarşik yapısı içinde diğer erkekliklerden üstün bir konuma yerleştiren, sert, güçlü ve heteroseksüel olan erkeklik örüntüsü, kendi devamlılığını sağlamak ve hegemonyasını sürdürmek için tanımlanan ideallerin dışında kalan “diğer”lerini ötekileştirerek tabi kılar. Erkekliğin egemen söyleminin ötekileştirerek tabi kıldığı en önemli gruplardan biri eşcinsellerdir. Bu bağlamda Homofobi, egemen erkeklik örtüsünün, eşcinselleri tabi kılmak için kullandığı güçlü ve önemli araçtır. Homofobi aslında toplum bilincinde ötekileştirmenin bir ürünüdür.

Kalıplaşmış yargılar toplumsal ilişkilerde gücü elinde bulunduranların tanımladığı diğerinin farklılığını ortaya koyan belirleyici özellikler olarak genellikle olumsuz önyargılarla dolu, küçültücü ve sınırlayıcıdır (Sheridan, 2007, 95). Ötekileştirme ile yapılan ayrım, çoğu kez, hiçbir neden olmaksızın ötekinin insan olmaktan doğan bütün haklarının çiğnenmesine neden olmuştur. Günümüzün uygarlık düzeyinde bile geçmişin ırkçılık, kölelik, din düşmanlığı gibi ayrımcılık türleri halen devam etmektedir. (Kırel ve diğerleri, 2010: 5; Çelenk, 2010: 211). Ayrımcılık öteden beri insanlığın karşı karşıya kaldığı bir sorundur. Günümüzde öteki kavramı aynı zamanda yoksulları, ezilmişleri, toplumun dışlanmış kesimlerini tarif etmektedir. Ötekiler kendilerini biz kavramıyla tarif edenlerin ekonomik, sosyal ve ahlaki değerleriyle değerlendirilmekte ve toplumun eksik, bozuk ve sorun çıkartan kesimi olarak tanımlanmaktadırlar. Ötekileştirme karşıdakilerin haklarını sınırlandırmak ya da yok etmek anlamına da gelmektedir. Ötekileştirilenler genellikle negatif, değersiz ya da radikal olarak resmedilmekte, nadiren olumlu idealleştirme yapılmaktadır.

Homofobide eşcinsel karşıtı tutumlar bireysel düzeyde ele alınırken karşı cinsiyetçilikte (heterosexism) bu tutumları besleyen kültürel bağlam üzerinde durulmakta; önyargı ve ayrımcılığın toplumsal düzeyde kendini gösterdiği ileri sürülmektedir. Bu fikirde, kadın ve erkeklerin birbirleri için yaratıldıkları düşüncesinden hareketle, cinselliğin meşru biçimi olarak sadece karşı cinsellik görülmekte, bu görüş eşcinsellere yapılan önyargı, ayrımcılık ve damgalamayı ideolojik olarak haklı kılmaktadır. Bu ideolojik sistem, karşı cinselleri eşcinsellerden daha üst konumda algılayan hiyerarşik bir yapıyı içinde barındırmaktadır. Toplumsal düzeydeki ideolojiler ve karşı cinsel olmayanlara yönelik kurumlaşmış baskıları ifade eden karşı cinsiyetçilikte belirli bir dış grubu oluşturan eşcinsel bireyler toplumsal normlara olan aykırılıklarından dolayı dışlanmaktadırlar. Bu dışlamanın sebebi erkek egemen sistemde dikotomik olarak belirlenen kadın ve erkek kodlarından sapmalar ve sistemsel patriarkinin belirlediği keskin kadın ve erkek rollerine uyumsuzluktan gelir. [1]

Şimdi şöyle bir geçiş yapayım: Hangi bedenin “beden sayılıp” hangisinin değersiz bir “şey” olarak görüleceğini, kimin ölümünün yasının tutulabileceğini belirleyen, ötekileştiren, ezen, dışlayıcı, baskıcı normların üretimine ve yeniden üretimine hep birlikte “hayır” deme vaktidir. Vakit “yıkıcı politika” ve “ kuir toplumsal cinsiyet dönüşümü” vaktidir.

“Queer”in en güçlü manası her türlü insanın bu amaç için bir araya gelmesi ve kimlikleştirmeyen bir ittifakı betimlemesidir. Homofobik tavır zorunlu heteroseksüellik üzerinde temellenir. Butler Türkçe’ye “Cinsiyet Belası” olarak çevrilen kitabında, toplumu hâkimiyeti altına almış olan zorunlu heteroseksüelliğin biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve cinsel arzuyu nasıl kurup şekillendirdiğini çarpıcı bir biçimde göstermiştir.

Heteroseksist bir kurguyu besleyen bu kategoriler, kendilerini bu kurgulanmış kadın ve erkek kategorilerinin dışında tanımlayan ya da tanımlama arzusu duyan kişileri dışlar ve yok sayar. Butler’a göre cinsiyet, kadınlık, erkeklik, cinsel arzu ve cinsel yönelim hakkında sürekli varsayımlarda bulunuruz. Homofobi de bu anlayıştan beslenir esasında. Yani normatif kimlik üretiminden, normları belirleyen kurallar çemberinden. Queer mantığı normların sürekli saptırılması fikrini içeriyor. Bir anlamda kimliğin imkansızlığını… Her tür kimliğin yoldan çıkarılıp, saptırılması, ezberi bozacak şekilde “tuhaflaştırılması”… Bu yolla kimliğin -her tür normatif kimliğin- kurucu olduğu kadar baskıcı ve dışlayıcı gücünü etkisiz hale getirmek… Şiddetin yeniden üretilmesine karşı çıkmak ve değişim için “tuhaf,” ezber bozan, normun dışında olduğu için “anlaşılamayan” saptırmalara başvurmak… İdeolojilerin, dayattığı sabit fikirler çeşitli kimliklerin farklı biçimlerde dışlanmalarına, ötekileştirilmelerine ve hatta “yası tutulmaya değmez” şeylere indirgenmelerine sebep oluyor.  Kuir kimlikler bizi farklılıklarımız ile bir arada kolektif bir toplumsal bütünlük içerisinde özgürce ve dışlanmadan yaşamaya, hegemon tekelci, patriarkanın ve ataerkinin ürettiği militarist sığ ve hapsedici kimliklerin ve statik cinsiyet kurgularının dışına çıkmaya zorlar. Korkularımızla kalıplara hapsettiğimiz, yabancılaştırdığımız, yüzleşemediğimiz bedenimizin özgürleşmesini ve bize dayatılan cinsel kimlik ve rollerin mutlaklaştığı heteroseksist sistemi ve onun beslediği tahakkümcü homofobiyi yıkmanın tek yolu kimliklerin sınırlarını kırmaktır. Bu da beraberinde özgürlükler, birey ve hak bazında farklılıkların ve tercihlerin kabulü ve toplumsal cinsiyet ve algının yeniden düzenlenmesini beraberinde getirir. Queer, homofobi ve “öteki” olma deneyimini ele alıp, tüm “ötekileştirme” pratiklerine ve hiyerarşilerine karşı bir meydan okuma geliştirir, bu pratiklerin ve hiyerarşilerin altında yatan eşitsiz güç ilişkilerinin maskesini düşürür.

Bu temelde biz eşcinselliği bir hastalık, kapitalizmin yaratmış olduğu bir artık ya da pazar olarak değerlendirmeyi, bu doğrultudaki baskılara karşı örgütlenmeyi engelleyen, kabul etmeyen, tanımayan bakış açısını devrimci bir bakış olarak görmediğimiz gibi, asgari bir zeminde demokrasi anlayışı ile çeliştiği için gerici, kaba ve şovenist bir yaklaşım olarak görmekteyiz. Daha özgün ve eşit bireyler olmak demek, bugünkü ‘kimliğimiz’ ile tamamen barışık olmamayı, onun düzeni içselleştiren yönlerine saldırarak değişimin zorunluluğunu kavramayı da gerektirmektedir ve esas mesele de bu’dur. Bu gerçek kadın, ezilen ulus ve milliyetler, ezilen ırklar için geçerli olduğu gibi eşcinseller için de geçerlidir. Bu nedenle özgün sorunlara dayanan özgün mücadelelerin egemen sisteme karşı toplumsal mücadele içerisinde olması önemli bir koşuldur. Farklılıklarımız, kişiliklerimiz, bedenlerimiz ve farklı seçimlerimiz ile daha özgür, daha mutlu ve hep birlikte barış içinde yaşayabileceğimiz mutlu yarınlara…

BİRLİKTE ÖZGÜRLEŞMEK İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE

Gaile Dergisi, 22 Mayıs 2011.[1]


[1] Eşcinsel kadınların “erkeksi bir görünüme sahip”, “kısa saclı” ve “erkeksi”, “erkeklere yönelik tutumları olumsuz”, “çekici olmayan” gibi özelliklerle; buna karsın erkek eşcinsellerin “kadınsı özellikleri olan”, “kadın gibi yürüyen”, “mücevher takan”, “erkeklere yönelik tutumları olumlu” özelliklerle ilişkilendirildikleri görülmektedir. Karsı cinsel kadınların ise “erkeklerden hoşlanan”, “kadınsı”, “normal”, “iyi yemek yapan”, “anne” gibi sıfatlarla nitelendirildikleri; erkek karsı cinsellerin “kadınlardan hoşlanan”,

“erkeksi”, “normal”, “evin reisi” gibi sıfatlarla eşdeğer tutuldukları görülmektedir

About shortbusmovement

SHORTBUS MOVEMENT is a civil society initiative consists of Human Rights activists whose roles and positions change during each activity. SHORTBUS is a team of dedicated volunteer individuals who believe that all people are equal, irrespective of sexual orientation, gender identity, sex or any other status. The group’s center is located in northern part of Cyprus and they aimed to support all the individual or organizational activities of Lesbian, Gay, Bisexual, Trans and Intersex (LGBTI) people of Turkish Community of Cyprus.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s