Seçkin Tercan

Askerden hatıra fotoğrafı yollama dönemi belki bitmiştir ama yine de askerlik hatırası fotoğrafı vazgeçilmezliğini koruyor. Ne şekilde olursa olsun askere giden birçok kişi sadece üniforma ile yetinmeyip askerliğin diğer göstergelerini de (silah, tank, araç, eğitim sahası vs…) fotoğrafa dahil ederek bir kompozisyon oluşturur. Böylece ataerkil -erkek egemen- toplumların hevesle beklediği ve başköşeye yerleştirdiği bu görüntüler yaratılmış olur!

Askeri üniformanın getirdiği yegane duygu bütünü; güçlü olma veya gözükme isteği, hayal ettiği karaktere bürünme, tepkisel bir biçime sahip olma, savaşa dair göndermeler yapma, erkeksi bir karakter sergileme vb şekillerde olabilir. Üniforma topluluğun içinde bireyin yok olması ve tek hedefe yönelme konusunda kolektif bir bilincin oluşması için önemli bir unsurdur. Aynı zamanda hiyerarşiyi de belirgin kılar. Gerçi insanlık tarihinde sınıfları ve konumu vurgulamak için kıyafetler her zaman başat unsur olmuştur! Öte yandan bir gruba katılmış olan bireyin kendinden çok daha büyük bir gücün hakimiyeti altında olduğunu unutmamasını sağlayan da yine üniformadır.

Askerlik hatırası ve sanatsal amaç olmadan ortaya çıkan fotoğrafların ötesinde dolaylı da olsa beklenmedik görsellikler sunan bazı sanatçılar ise izleyeni farklı bir düzleme taşımaktadırlar. Bu sanatçılar eserlerinde kullandıkları asker imgeleri ile toplumsal cinsiyet bağlamında asker olma haline gönderme yaparlar. Kurguladıkları görseller ile özellikle ataerkil toplumların belirgin ve baskın yönlerinden biri olan askerlik konusundaki yaklaşımları irdelerler.

Fotoğraflarında askerlik olgusunu hem dini hem de sanat tarihi konularıyla örtüşecek şekilde ele alan bir isimdir Adi Nes. O, Rönesans Dönemi resimleri ve dolayısıyla Hıristiyanlık ile Yahudilik tarihinden beslenerek günümüze ait asker imgeleri yaratır. İsrail gibi militarist yapının baskın olduğu bir ülkeden gelen Nes, özellikle kullandığı üniformalı sanat tarihi tekrarlarında erkek askerleri kullanarak izleyeni yönlendirmeye başlar. Kadınların da zorunlu askerlik yaptığı İsrail’de ordunun yapılanması içinde yine ataerkil tavır baskındır. Kadınlar da erkeklerin oyununa erkek gibi dahil olurlar. Hz. İsa’nın son akşam yemeği sahnesi belki defalarca sanat tarihinde yer bulmuştur. Ama o yemeğin, yendiği coğrafyada, İsrailli askerler tarafından yeniden temsil edilmesi başka bir noktaya dikkat çekmektedir (Fotoğraf 1). Sanatçının özellikle göstermeye çalıştığı günümüz insanlık anlayışının ne kadar sorunlu bir yapıya büründüğüdür. “Soldiers – Askerler” isimli çalışma -güçlü milliyetçi anlayışta- erkeksi bir görsellik sunmakta ve bu erkeksi yapı bize aslında homoerotik bir çizgi de çizmektedir. Nes, kavga etmeyen askerleri bir metafor olarak kullanır! Özellikle İsrail toplumu içerisinde erkeklerin bu hizmeti 3 yıl boyunca vermesi bireyin fazlasıyla kimliksizleşmesine neden olur. Bu kimliksizleşme durumu sadece İsrail’de görülen bir durum değildir!

Kaslı bir vücuda sahip asker kendi bedenini bize sergilerken asker olmanın güçlü yönüne vurgu yaptığı kadar erkekler arası erotik çekiciliği de ön planda tutmaktadır (Fotoğraf 2). Erkek egemen bir topluluğun içinde farklı bir kimlik yaratmaya önemli bir vurgu yapması da Adi Nes’in irdelemeye çalıştığı bir diğer başlıktır. Yapılı vücut her ne kadar gücü temsil etse de burada korkunun sembolüdür. Homoerotizm unsurunu imgelerde görebilmek için ya da bu imgelerin homoerotik olabilmesi için eşcinselliği ön plana taşımaları gerekmez. Nes’in bu şekilde yaklaşımının başka bir açılımı daha vardır, homoempatizm! Erkek egemen bir grubun yani ordunun içerisinde bir eşcinsel olmakla ilgilidir. Bir eşcinsel olarak kendisi de askerlik yaptığı dönemde erkek egemen bir anlayışın altında yaşadığı zorluklar genel olarak eserlerinin çıkış noktası olmuştur.

Pierre ve Gilles askerlik fikrinin ya da asker olan bireyin doğrudan erkekler arası cinsel objeye dönüştürülmesi konusunda 20. yüzyıl fotoğraf sanatında belirgin iki isimdir. Toplumsal anlamda birçok değeri zorlayan ve çıplaklık unsurunu fazlasıyla kullanan ikili, aslında eserlerinde homoerotik içeriği de sık sık vurgulamışlardır. Burada karşımıza çıkan bir denizci portresidir. Bu portre sadece üniformasıyla değil, birçok asker fotoğrafında olduğu gibi güçlü bedeni ile de bildik bir görsel sunmaktadır. Küçük Komünist ve Le Havre Limanı fotoğraflarına bakıldığında klasik birer portre dışında baskın bir feminenliğin olduğu da göze çarpmaktadır (Fotoğraf 3). Pierre ve Gilles erkek olan figürün toplum içindeki konumunu beklenmedik bir yaklaşım ile değiştirirler. Günümüz askerlik anlayışıyla feminen beden dili hiçbir koşulda bağdaşmayacak bir unsurdur. Feminen erkek figürünün bir ordunun içinde var olma savaşı fotoğraflardaki ana öğedir. Ataerkil beden dilinin formuna uymayan feminen beden dili kesinlikle çemberin dışına itilecektir.

Frederick Holland Day, Hz. İsa’nın çarmıha gerişini (Crucifixion) temsil eden bir otoportre serisi hazırlamıştır (Fotoğraf 4). İngiltere’de Viktorya döneminde bilinen isimlerden biridir Day ve Oscar Wilde ile yakın ilişkisi toplum içinde özellikle fotoğraflarının yorumlanmasında sıkıntı yaşamasına sebep olmuştur. 200’ün üzerinde fotoğraftan oluşan serideki bazı fotoğraflarda yer alan Romalı askerlerin kurgulanışındaki homoerotizm belirgindir. Askerlerin yarı çıplak bedenleri Day’in toplumsal bağlamda yargılanmasında kilit unsur olmuştur. Askerlik gibi erkeksi bir olgunun herhangi bir şekilde erotik göstergeler sunması o dönemin ahlakçı yapısında kabul edilemezdir. Kendisi Hz. İsa betimlemesiyle hiçbir çekiciliğe sahip değilken, onu çarmıha geren Romalı askerler yarı çıplaklıkları ve sergiledikleri beden dili ile fazlasıyla erotik bir imgelem oluştururlar. 19.yüzyılda İngiltere’de muhafazakar akımın en popüler konularından biri olan Hıristiyanlık hikayeleri Day’ın fotoğraflarında sempatik bulunmaktan çok uzaktır. Hem kendi özel yaşamı, hem de fotoğraflarındaki homoerotik göndermeler tepkilere neden olmuştur…

İnsanlık tarihinde yaşanan savaşların sayısı bilinmemektedir. Yarattıkları görseller ile çoğunlukla savaş ve savaşa dair olan birçok duruma eleştirel bir yaklaşım sergileyen fotoğraf sanatçıları fotoğrafın gerçekçi anlatım dilini farklı bir yönde kullanarak izleyeni ya da toplumları bilinç dışı bir etkileşimle beslemektedirler. Günümüz dünyasında askerlik -zorunlu askerlik- sık sık tartışılan bir durumdur. İsteyerek ya da istemeyerek ordunun içinde yer alan bireylerin yaşadığı sıkıntılardan biri de cinsel kimlikle uyuşmayan anlayışlarla mücadele etmektir. Adi Nes gibi bu mücadeleyi birebir vermiş sanatçılar ise konuyu eserlerinde cesaretle işlemişlerdir. Nes’in avantajı ise eselerinin yaratım sürecinde ve sonrasında İsrail ordusunun kendisine verdiği destektir.

Gaile Dergisi, 22 Mayıs 2011.


Kaynakça

– Fotoğraf Çerçevedeki Gizem, Mary Price, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2004.

– Kavram Sözlüğü I, Söylem ve Gerçek, Editör:Fikret Başkaya, Özgür Üniversite, Ankara, 2007.

– Photography Past Forward Aperture 50, Thames&Hudson, London, 2002.

– Revelation – Representations of Christ in Photography, Nissan Perez, Jerusalem, 2003

– The History of Photography, Beaumont Newhall, MOMA, New York, 1982.

About shortbusmovement

SHORTBUS MOVEMENT is a civil society initiative consists of Human Rights activists whose roles and positions change during each activity. SHORTBUS is a team of dedicated volunteer individuals who believe that all people are equal, irrespective of sexual orientation, gender identity, sex or any other status. The group’s center is located in northern part of Cyprus and they aimed to support all the individual or organizational activities of Lesbian, Gay, Bisexual, Trans and Intersex (LGBTI) people of Turkish Community of Cyprus.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s